abla-fav

aysegulcoruhlu.com dan October 15,2020 tarihinde print edilmistir.

Korona virüsü neden bu kadar kolay bulaşıyor?

immune-system
ayşegül coruhlu hakkında

Dr. Ayşegül Çoruhlu

Cellular Wellbeing
Circadian Health
Reverse Aging
Longevity

Diğer Makalelerim

Covid19 da, kolay bir kan testi hastalığın şiddetini önceden gösterebilir mi?
Covid19’u yenmek üzere miyiz?
Sirkadiyen ritim nedir?

Korona virüsü oksijen seviyesi düşük olanlara mı kolay bulaşıyor?

Korona virüsü üzerine eski yazılarımı okuyarak oldukça ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. O yazılarda da bu yazdığım yazıda da kolayca etrafta rastlamayacağınız bilgileri bulacaksınız umuyorum. Bunun sebebi, mevcut medikal bilgilerin henüz birbirine bağlanıp ‘connecting dots’ denen ‘noktaları birbirine bağlama ‘ halinin yapılmamış olmasıdır. Size bu bilgi bağlamalarını önceden yapmak istiyorum.

Bu yazıdaki yeni bilgiler şu sorulara cevap verir:

  1. Korona virüsü neden çok hızlı bulaşabilmektedir?
  2. Korona virüsü sadece ‘düşük bağışıklığı ‘ olanı mı seçer?
  3. Hastaların ,  hastalanmadan önceki doku oksijenlenme durumu hastalığın seyrinde etkili midir?
  4. Oksijenlenme sadece nefes ile ilgilidir? Yediklerinle oksijenin bir alakası var mıdır?
  5. Bu yazının altını çizdiği yeni durumlar için ne gibi çözüm önerilerim olabilir?

Korona virüsü neden çok hızlı bulaşabilmektedir?

Virüsün,  akciğer alveolü içerisindeki ACE2 isimli reseptöre anahtar-kilit uyumu gibi uyumlanarak hüce içine girdiğini biliyoruz.

Bu ACE2 reseptörlerinin sayısının, çocuklarda az ama büyüklerde daha fazla olduğunu biliyoruz.

Burada yeni olan durum şudur: Korona virüsü bu ACE2 reseptörüne yapışırken bizden de yardım alır. Yani biz istemeyerek ona yardım ederiz.

Şöyle, Virüsün ACE2’ye bağlandıktan sonra kullandığı bir ‘protein dönüştürücü’ var. Adı FURİN. Virüs ACE2’ye bağlanırken  bizde hücrelerimizde olan FURİN isimli bir maddeyi kullanarak kendini hücreye ÇOK SIKI bağlar. Bu Furinleri kullanarak sıkı bağlanma becerisi diğer SARS virüslerinde yoktu!!  İnfluenzada falan da yoktu. Bu, çok sofistike bir bağlanma şeklidir. Ebola ve HİV virüsünde bu vardı.

Bu FURİN aracılı bağlanma SARS Cov 2’yi yani koronayı normal SARS tan 1000 kat daha hızlı bulaştırır.

İşte ilk sorumuzun cevabı Koronanın ACE2’ye bağlanırken bizden aldığı FURİN yardımıdır. İstemeyerek ona bu yardımı sağlarız.

Peki bu furinler herkeste aynı miktarda mıdır?

Şimdi ikinci sorumuz cevaplayabiliriz.

Korona virüsü sadece ‘düşük bağışıklığı ‘ olanı mı seçer?

Hayır sadece düşük bağışıklığı olanı değil, bulaşırken en çok ACE2 si ve en çok Furini olanı seçer.

Peki; Furinler neden artar? Eğer vücutta dolaşan kanda veya dokularda hipoksi yani oksijen azlığı durumu varsa Furinlerin sayısı artar. Hipoksi sonucunda HİF1alfa isimli ‘ hipoksi ile indüklenen faktör’ denen bir madde artar. HIF1alfa vücuttaki az oksijen durumunda ortaya çıkan bir moleküldür. Yaptığı başka işler de olmakla beraber HİF1 alfa Furin sayısını arttırır. 

Demek ki; doku veya kanda oksijen azalması durumu olan  insanlara bulaşması daha kolaydır. Sigara içenler ve büyük şehrin kirli havasını soluyanlar bu yüzden ilk etapta  hastalığın çok görüldüğü kişilerdir.

Ancak hipoksi durumu sadece bu iki hemen akla gelen sebeple açıklanamaz. Devamı bir sonraki sorunun cevabındadır.

Hastaların ,  hastalanmadan önceki doku oksijenle durumu hastalığın seyrinde etkili midir?

Cevabımız evet.

İlk akla gelen oksijen azlığı durumları sigara ve kirli hava olabilir. Ama dahası bireysel başka faktörlerle gelir.

Doku veya kanda oksijen nasıl az olur?

Nefes ile ilgili sorunlar:

  • uyku apnesi
  • astım
  • koah
  • sinüslerin doluluğu
  • deviasyon
  • diş sıkma
  • panik atak
  • anksiyete
  • havasız ortam

Metabolik durumlar:

  • böbrek hastalıkları
  • tansiyon sorunu
  • kalp hastalıkları
  • diabet
  • kronik inflamasyonla giden hastalıklar
  • ağır anemiler
  • bazı kan hastalıkları

-Yaş : Yaş ilerledikçe vücuttaki oksijenleme giderek azalır.

Oksijenlenmenin sadece nefes ve akciğerle ilgili olmadığını başka etkenlerinde bu durumu değiştirdiğini yukarda sıraladık. Bunlarda sadece beslenmeye bağlı değiştirebileceğimiz konulardan diyabeti ve pre-diyabeti ele alalım ve diğer sorumuzu bu minvalde soralım:

Oksijenlenme sadece nefes ile ilgilidir? Yediklerinle oksijenin bir alakası var mıdır?

Evet yediklerimiz ile doku Oksijenizasyon’unun birebir alakası vardır.

Bu konu uzun uzun ele alınabilecek iken ben en çarpıcı ve basit anlaşılır örneklem ile konuyu devam ettireceğim.

Konumuz diyabet- pre-diyabet ve obezite konusun oksijenlenmeye olumsuz etkisidir.

Obezitede teknik biyokimyasal detaylara hiç girmesem de basitçe , kilonun hacimsel olarak akciğere baskı yapıp derin nefes almamızı azaltacağını kavramak kolaydır.

Diabet konularına gelirsek , sadece üç aylık şeker ortalamasını anlatan HBA1c testinden olaya bakarsak bile durumu kavrarız.

Hemoglobin A1c , kandaki eritrositlerin içindeki hemoglobinden bahis ederler.

Hemoglobin, kanın oksijen taşıyan kısmı olan ‘hem ‘ grubunu içerir.

Hem , vücutta oksijeni taşıyan en temel maddedir.

HbA1c  testi, 3 aylık şeker ortalamasının vücuttaki zararının izdüşümü ölçülür. Yüksek şeker, kanda dolaşırken gider bu hem-oglobulini şekerlendirir. HBA1c testi ‘şekerlenmiş hem-oglobin demektir.

Hemoglobin şekerlenirse ne olur: Şekerlenmiş hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi düşer.

Yani yüksek HBA1c ile giden diabet durumunda bu kişiler kronik hipoksi yani kronik oksijensizlik halindedirler. Dolayısı ile bu kişilerde HIF in arttığını , onun Furini arttırdığını, onun da Koronanın ACE2 ye bağlanma kapasitesini arttırdığını anlayabiliriz. Bu durumu anladıysak diyabet olsak da olmasak da kan şekerinin yüksek olmamasının bizi koruyacağını anlıyoruz.

Peki ne yapalım da azaltalım. Son sorumuz kısaca özetler:

Bu yazının altını çizdiği yeni durumlar için ne gibi çözüm önerilerim olabilir?

Yıllarca yazdığım ve söylediğim gibi, kötü bir gıda yiyeceğine aç kal daha iyi.

  • Akşam 17 civarında akşam yemeğini ye, geçe bırakma.
  • Basit karbonhidratları, basit şekerlileri yeme.
  • Sebze ağırlıklı beslen.
  • Meyveyi gündüz ye.
  • Lokmalarını hızlı yutma, çok çiğne.
  • İşlenmiş etleri yeme, proteini azalt.
  • Ama iyi yağları arttır.
  • Baharatları unutma.

Elbette çok ayrıntı yazabilirdim. ama zaten YAZDIM!  ‘Tokuz ama açız’ kitabım bu konuda anlaması en kolay kitabımdır. Daha ileri bilgi için diğer kitaplarıma da bakılabilir.

Bu yazının amacı ne yiyeceğiniz değildir, bu lütfen sizin sorumluluğunuzda olsun.

Bu yazının amacı Furin aracığı virus bağlanma kapasitesinin hipoksi ile alakalı olduğunun altını çizmektir.

Diğer bir yazım;

 Demir ve vitamin C

ile ilgili olanı okuduğunuzda da virüsün yine Hemoglobindeki deki ‘HEM’ grubuna  saldırdığını okuyacaksınız. Korona virüsü, Hem’in beta zincirine saldırır.

görülüyor ki Korona virüsü çok akıllı. Şaka tabi. Virüsleri canlı bile saymıyoruz. Ama Korona görüldüğü üzere Hemoglobine saldırıp bizim kandaki oksijenimizi azaltıyor ki Furinler artsın, o da hücreye daha sıkı bağlansın.

Covid19 hastalığınadaki oksijensizlik sorunu konusunda durum öyle bir noktaya geldi ki hekimler şu soruyu soruyorlar:

‘Bu covid19 gercekten bir akciğer hastalığı mıdır, yoksa tıpkı ‘yüksek irtifa hastalığında’ olduğu gibi bir oksijenlenme hastalığı mıdır? Tedavimize yüksek irtifa hastalığı tedavisini de eklesek mi?’

Bunlar medikal dünyada yeni sorulardır. Yeni çözümler de gelecektir.

Ben hipoksi için 3 öneriye sahibim.

Vitamin  C uygulanması ( yapılıyor)

Nitrik oksit solutulması ( deneniyor)

IV Methylen blue uygulaması ( gündemde hiç yok)

Bu yazımızda her seviyede bilgi ve yeni bakış açısı isteyen herkese ulaşabildiğimi umarım.

Sevgi ve saygılarımla.