abla-fav

aysegulcoruhlu.com dan August 10,2020 tarihinde print edilmistir.

Vitamin C; İnsanların Üretemediği Vitamin

vitamin c
ayşegül coruhlu hakkında

Dr. Ayşegül Çoruhlu

Cellular Wellbeing
Circadian Health
Reverse Aging
Longevity

Diğer Makalelerim

Evde Kolay Corona Testi Nasıl Yapılır?
Süt içelim mi içmeyelim mi?
14 soruda; Vitamin D ‘niz neden düşük, bulun.

İnsanların üretemediği, üretimi genimizden silinmiş (neden olduğunu bilmediğimiz )  vitamin.

Vitamin C diğer adıyla L-ascorbik asit, çoğu hayvanların ürettiği insanların ise üretemediği bir vitamindir.

Suda eriyen vitamindir. Bunun anlamı ihtiyaçtan fazla olan kısmının böbrek üzerinden idrar ile dışarı atılacağıdır. Vücutta birikmez.

Suda eriyor olması vücudun sıvı olan plasma ve dokularında bulunacağı anlamına gelir.

Vitamin C nin bağışıklık ve antiviral savunmadaki yönüne direk geçmek isterim:

Vitamin C , elektron donörüdür.

Elektron verici anlamına gelir. Elektron eksiği olan durumlarda işe yarar. Bu durumlar ise  serbest radikallerin fazla olduğunda olur.

Serbest radikal , tanım itibariyle, eşleşmemiş elektronu olan demektir. Eşleşmemiş elektron ne demektir: Elektronlar canciğer sevgililer gibidir, teke düşmek istemezler. Teke düşerlerse (azalırlarsa ) eksik elektronu bulmak için oldukça acımasız olurlar. Bulundukları yerdeki her şeyden elektron çalabilmek için saldırı başlatırlar. Bu saldırının zararı büyüktür. İşte zaten onlara ihtiyacımız da bu yüzden vardır. Onlar bizim silahlarımızdır.

İşte şimdi bu silahlar ve virüsleri bağlayabiliriz.

Virüslerin hücre içine girdikten sonraki yok edilmesi aşaması oldukça karışık ince biyokimyasal olayları içerir. Bunu diğer yazılarımda anlattım.

Burada o bilgileri basitçe geçip üstüne ekleme yapmak istiyorum.

Virüse karşı savaşta, WBC  diye yazılan beyaz kürelerin lenfositleri, makrofajları savaşır.

Covid19 da en önemli defans, alveolar makrofajlardadır.

Alveolar makrofajlar ilk etap savunmanın elemanlarıdır. Bunlar hücre içine girmiş virus için çeşitli sinyal molekülleri kullanarak (sitokinler) vücudun geri kalanını bu savaş hakkında alarma geçirir. Aynı zamanda kendisi de ön cephede savaşır.

Bu ön cephe neresidir; alveollerin yüzeyi, yani akciğer içi epiteli. Çünkü virüs oradan girer.

Makrofajlar, virüsü yiyip yok etmek isterler. Yok etme aşamasında serbest radikalleri silah olarak kullanırlar.

olarak kullanırlar.

Bu serbest radikaller çok çeşitlidir. Bir kısmı oksijen serbest radikalleri olarak bilinir, oksijen aracılı üretilir, ROS diye yazılır. Bir kısmı nitrojen serbest radikalleri diye bilinir, nitrik oksit aracılı üretilir, NOS diye yazılır.

Tüm bu hikâyede bilmemiz gereken, virüs de olsa, bakteri de olsa ve hatta kanser hücresi de olsa bunların bu serbest radikal aracılı defansımızdan çok zarar görecekleridir.

Ancak buradaki kritik nokta, saldırı niyeti düşman iken, fazla saldırı kendi kendini de hedef alır. Tam burada şunu belirtelim daha doğru olsun.: aslında fazla saldırı diye bir şey yoktur, eksik temizlik diye bir şey vardır.

Nedir Bu Eksik Temizlik?

Tüm antiviral savaşlarda hücre içi virüs saldırısı için kullanılan serbest radikaller,  daha sonradan tekrar nötralize edilmelidir. Bunlara tekrar eksik elektronları verilmelidir.

Mesela bir serbest radikal olan H2O2 isimli hidrojen peroksitin (Türkçesi oksijenli su), bu şekilde kalamaz. Nötralize olmalıdır. Vücuttaki enzimler buna elektron taşıyarak onu su ve karbondioksite parçalar. Böylece ‘ortalık temizlenmiş ‘ olur. İşte bu serbest radikaller aracılı öldürme işlemlerinin arkasından yapılan iş antioksidan temizliktir. Bu bir örnektir. Vücutta bunlardan  çok daha fazla serbest radikal vardır ve antiviral savaşta olmalıdır.

Gelelim vitamin C ye. Vitamin C nin elektron don örü olduğunu yani antioksidan olduğunu biliyoruz. İşte kendisi tüm bu işlemlerde gerek antioksidan enzimlerin kofaktörü gerek kendisi direk redükleyici olarak yer alır.

Vitamin E , Glutatyon gibi adını başka zamanlarda duyduğumuz antioksidanları korur.

Yani onların da elektronu bittiğinde onlara elektron verir.

Vitamin C nin pek çok bağışıklık destek yöntemi varken ben özellikle elektron verici olmasını anlatmak istedim. Çünkü onu başka bir konu olan DEMİR e bağlayacağım.

İş şimdi ilginçleşiyor diyebilirsiniz…

Evet demir nerede va en çoktur; RBC diye yazılan alyuvarlar olan eritrositlerin içinde. Kansayımı yaptırınca tepede RBC yazar, altında devam eder; hemoglobin, hematokrit, MCV vs diye..

Konumuz bu hemoglobinin HEM grubudur. ( hem+globulin=hemoglobin)

HEM grubu demirin vücutta en çok olduğu yerdir.

Neden?

Çünkü hem grubundaki demir oksijen taşır. Zaten demir eksikliği =anemi  konularından bunu biliyoruz kabaca.

  • ’ Fe’ demirin kimyasal adının kısaltmasıdır.
  • Demir, Fe+2 veya Fe+3 şeklinde iki farklı değerlikte olabilir. Burası çok mühimdir!!.
  •  Demirin bu iki versiyonu hayati önem taşır.
  • Hem grubunun demirle beraber oksijeni taşıyabilmesi için demirin Fe +2 değerlikli olmalıdır. Bu, Fe+2  değerlikti demir ‘redükte’ demirdir.

Bu ne demek?

Fe+2 : Üzerinde fazladan elektronu var demek .

(Açıklama : elektron (-) eksi ile gösterilir. (-) miktarı artımmışsa , (+) miktarı azalır. Yani demirin Fe +2 hali , demirin Fe+3 halinden 1 fazla elektron içerir. + ve – birbirini götürür gibi algılayın.)

Ne öğrendik demirin oksijene bağlanabilmesi için 2 değerlikli olması gerekir.

Fe+2 …+ …Oksijen = hemoglobin ( biz buna oksihemoglobin deriz. Oksijenlenmiş hemoglobin)

Daha sonra kırmızı eritrositçiklerimiz kan dolaşımıyla dokulara gidip bu oksijen-demir bileşindeki oksijeni ihtiyaç olan yere bırakırlar. Bu esnada demir Fe+3 değerlikli olur.

Maalesef Demirin +3 değerlikli haline oksijen bağlanamaz. Ortalıkta +3 değerlikli demir varsa bunun +2 ye indirgenmesi yani redüklenmesi gerekir.

İşte şimdi, vitamin C, demiri +3 ten +2 ye redükler. Nasıl yapar, Fe+3 e bir elektron verince (-) eksi yük artar, artı yük azalır ve demir +2 haline gelir. Şimdi gidip tekrar oksijeni tutabilecektir.

Demir hapları alırken vitamin C ile alın veya limonlu suyla ile için der hekimleriniz. Neden ? Çünkü aynı hemoglobinde olduğu gibi bağırsaktan geçişte de demirin +2 değerlikli olması gerekir. Fe+3 bağırsaktan emilmez. Vitamin C içeren besinler, demire elektron vererek  demiri Fe+2 haline getirir ve demir emilimi olur.

Özetle Demirin +2 hali işimize gelir.

Demirin virüslerle ne alakası var diye soralım?

Makrofajlardan bahsettik. Akciğerdeki alveolar makrofajların virüsle savaştığından bahsettik. Vücuttaki Demirin %30 unun makrofajlarda olduğunu biliyor muydunuz?

Neden; çünkü demir de bir savaşçıdır. Fe+2 haliyle elektron veren bir tür antioksidan iken n, Fe+3 haliyle ise feci tehlikeli bir silaha dönüşür. Fenton reaksiyonları denen olaylar, hem bizim için hem virus için zararlıdır. Aynı ROS ve  NOS serbest radikallerinin temizlenesi gerektiği gibi, Fenton reaksiyonlarıyla olan demirin de temizlenmesi gerekir.

Biriken demirin Virüsle savaşta oluşan inflamasyona katkısı vardır. Vucut bu redüklenememiş demiri ortadan toplamak için Ferritin denen demir deposunu arttırır. Covid19 da  çok yayında Ferit’inin arttığını okuyabiliriz.

Medikal bilgiyi yalın hale getirmek oldukça zor. Tekrar özet geçelim.

Neler Öğrendik?

  • İnsanlar vitamin C üretemezler.
  • Vitamin C fazladan elektron verebilen bir elektron dön örü, bir redükleyici, bir antioksidandır. Bu ifadelerin hepsi aynıdır. (Elektron veren her şey aynı zamanda alkali yapıcıdır. ‘Limon asit nasıl alkali olur ‘soranlarla ders başına dönersek)
  • Vitamin C immun sistemin pek çok noktasında devrededir .Lökositlerde çoktur mesela.
  • Virüs savaşı hücre içidir. Alveolar makrofajlar ön sıradadır.
  • Makrofajlar oksijenden-ROS Nitrik oksitten-NOS ve ve gerekirse Demirden (fenton bileşikleri) serbest radikal üretir.
  • Bu serbest radikallerin amacı virusten elektron çalmaktır. (elektron kaybeden yenilir)
  • Ancak kendi hücremizin de bu ataktan korunması için kendine elektron sağlamayı becermesi gerekir. Hücre İçi antioksidan sistemler bunu yapar)
  • Ama bu sistemler yaşla azalır. etksi yavaşlar.
  • Dış ajan hızla ve çok sayıda gelirse ürettiğimiz silahlarımız ile kendimizi de vururuz. (Covid19 da ileri seviye hastanende olan budur.)
  • Bu savaşta, oksijeni akciğerden kana oradan da dokulara taşıyamamak ölümcül problemi oluşturur.
  • Oksijen taşıyan eritrositlerin oksijene afinite gösterip yapışabilmeleri için, içlerindeki demirin Fe+2 değerlikli olması gerekir.
  • Ancak ortalıkta bunca yoğun elektron savaşı varken , ne hücre içindeki elektron eksikliğini gidermeye ne hemoglobin için gerekli demiri +3 ten +2 ye indirgemeye elektron kalmayabilir.
  • Vitamin C ve vitamin C içeren besinler elektron don örüdür. ( tüm bitkiler tazeyken elektron donörüdür)
  • Vitamin C fazla elektronlarıyla demiri de re dükler diğer antioksidanları da re dükler.
  • Böylece , viral savaşta savaş yeri temizliğine yardım ettiği gibi, kanın oksijen taşımasına da demiri koruyarak yardım eder.
  • Günlük izin verilen dozları oldukça azdır. Bu dönemde yükseltilebilir.
  • Günde 2 gr a kadar (2000mgr) bölünmüş dozlarla alınabilir.
  • Bölerek almazsak vücut ihtiyacı olmayanı zaten idrarla atar. Amaç gün boyu istediğimiz seviyede tutmaktır.
  • Günde 4 e bölünmüş olarak alınabilir.
  • Eğer vitamin C kullanımı ishal yaparsa bilin ki ihtiyacınız daha azdır ve bu iyi bir şeydir.
  • İshal yok ise dozlar daha sık aralıklar bölünerek alınabilir, gerekirse arttırılabilir.
  • Newyork times, vitamin C kullanımı anlatan bir yazı yayınlamıştır. Şurada okuyabilirsiniz.

Bu yazının ana fikri vitamin C değil, redüktan maddelere olan ihtiyacımızdır.

Diğer yazılarımda vitamin C kadar önemli sülfür bileşiklerinin de çok kuvvetli redüktan olduklarını yazdım.

blank

Hastalara damar içinden;

  • Asetil sistein
  • Bicarbonat
  • Metilen blue
  • Vitamin C verilmesinin gündeme geleceğini düşünüyorum. Özellikle ilk ikisi, inhalan olarak nefesle de da verilebilir.

Biterken, tüm meslektaşlarıma ve okuyucularıma, niyetimin sadece biyokimyasal mekanizmalar üstünden işleyiş ile ilgili bilgi vermek olduğunu, ‘noktaları birleştirmek’ yöntemiyle yeni açılımlar yapmaya çalıştığımı, belki yanılabileceğimi, tavsiyelerimin medikal tavsiyeler değil şahsi düşüncelerim olduğunu belirtirim.

Sevgi ve saygılarımla…