abla-fav

aysegulcoruhlu.com dan October 14,2020 tarihinde print edilmistir.

Süt içelim mi içmeyelim mi?

ayşegül coruhlu hakkında

Dr. Ayşegül Çoruhlu

Cellular Wellbeing
Circadian Health
Reverse Aging
Longevity

Diğer Makalelerim

Covid19 da, kolay bir kan testi hastalığın şiddetini önceden gösterebilir mi?
Covid19’u yenmek üzere miyiz?
Sirkadiyen ritim nedir?

Memeli canlıların, adı üstünde memeli olmalarının sebebi , yavrularına süt verebilmeleri içindir. Yani memeliler için süt ile yavrusunu ‘büyütmek’ mühim konu.

Büyütmek, doğru ifade ; süt büyütür. Yavruyu, bebeği büyütür. Hücrelerini hızlıca çoğaltarak büyütür. Büyüme dediğin  boy uzamasından, kemik , kas hatta beyin , iç organ vs her şeyin büyümesidir. O organın tek tek hücrelerinin , çoğalmasıdır. İşte bu ‘çoğalmaya’ ne zamana kadar ihtiyaç vardır? ‘ Süt içelim mi içmeyelim mi?’ sorusuna cevap burada aranmalıdır.

Anne sütü nasıl büyütür?

Basitçe , sütün içinde büyüme faktörleri vardır. Başlıcaları;

İGF-I ( insüline benzer büyüme faktörü)

EGF ( epidermal büyüme faktörü)

HGF (karaciğer hücresi büyüme faktörü) vs vs

isimleriyle aslında bir tür hormon olan büyütücü faktörler vardır. Bu büyüme faktörleri , bebeğin tüm organlarının büyüme gelişmesi için ‘sinyaller ‘ taşır. Bu sinyaller , çocuktaki kendi iç büyüme hormonları ile ortak çalışır, bebeğin  büyüme ve gelişmesini destekler. Anne sütündeki onlarca faydadan bir kısmı da bu büyüme faktörlerinden gelir.

Bu büyüme faktörlerini , bebek büyüdükçe kendisinde de üretilir. Büyüme hormonu olarak bildiğimiz ana hormon ile bunlar ortak çalışırlar. Çocukluk çağından yetişkin çağa kadar  bu hormonlar yüksek miktarda mevcuttur. Yetişkin hale gelen kişide ise büyüme faktörlerinin üretimi ‘doğal ‘ olarak azalır. Çünkü ‘büyümesi istenen bir organ kalmamış’, çocuk yetişkin büyüklüğüne ulaşmıştır. Yani işin doğasında yetişkinlikten itibaren büyüme faktörlerinin az üretilmesi söz konusudur.

Hayvan sütü zararlı mı?

İnekler, keçiler, koyunlar, develer, eşekler de memeli hayvandır. Onlar da sütlerindeki büyüme faktörleri  ile yavrularını büyütürler. Şöyle kafamızda bir inek canlandıralım; büyüklüğünü düşünelim. Sonra onun buzağısı aklımıza gelsin. Onun da büyüklüğünü düşünelim. Buzağı, yeni doğmuş bebeğin kaç katıdır, inek bir insanın kaç katıdır.? Buzağı, inek sütüyle hemencecik büyür; çünkü inek sütündeki büyüme faktörleri ona göredir ve yüksektir. Koyun ya da keçi ise, nispeten daha küçük hayvanlardır, ölçüleri bize daha yakındır. Demek ki küçük hayvan sütündeki büyüme faktörleri, anne sütündeki miktara daha benzerdir. Acaba, büyüme faktörünün fazlasından kaçınsak mı?

 Büyüme yaşımız geçtiyse, büyüme faktörü vücutta ne yapar?

Şimdilik süt konusunu bir köşeye bırakıp, vücudumuzdaki kendimize ait büyüme faktörlerine geri dönelim. Ne demiştik ; çocuklukta yüksek iken, erişkin olunca azalan bu faktörlerin, erişkinlikte nelerden sorumlu olduklarına bakalım:

Büyüme faktörlerinden İGF-I en önemlisidir. İnsüline benzer büyüme faktörü de denir. Çünkü yapısı insüline çok benzer. Görevi de insüline benzer. Kandaki ‘enerjiyi’ harcamak yerine , hücreleri çoğaltmaya yönelik kullanır. Bu çoğaltma bazen gereklidir. İyileşme ve onarımın gerektiği zamanlarda bu lazımdır.

İGF-I , büyüme hormonundan da emir alır. Büyüme hormonu, İGF-I nin doğru çalışmasını ayarlar. Büyüme hormonu uykuda salgılanır. (çocuklara uyusun da büyüsün denmesi buradan gelir) .Vakitli ve iyi bir uyku olursa doğru miktarda ve doğru zamanda salınan büyüme hormonu ve İGF-I aralarında etkileşerek ‘doğru’ çalışırlar. Buradaki ‘doğru’ çalışma, gerçekten onarmak için hücrelerinin çoğaltılması gereken bir durum var ise yapılmasıdır. Mesela travmayla kas yırtılması  olursa veya sporda kas zorlanması varsa bunu onarmak için kasları çoğaltmak gibi.Ya da sinir kılıflarının mylenin kısmının onarılması gibi.

Ancak İGF-I ve Büyüme hormonu arası denge bozuksa , istenmeyen hücre çoğalması olur. Bu şu şekilde olur:

İGF-I ile hücre çoğalması nasıl olur?

İGF-I, hücrelere ‘mitoz’ yani bölünme sinyali verir. Çoğalmanın tam tersi olan ‘planlı eski hücre ölümü’ yani ‘apoptoz’ u engeller.

Meraklılar için, İGF-I, mTOR yolağını aktive eder. Tıpkı insülin gibi anabolik yolağı (çoğaltan yol ) aktive eder. Bunu İGF-I ‘e ait hücre yüzeyindeki İGF-IR reseptörleri ile yapar. Hücrelerin mitojenik aktivitesini arttır. (mitojenik=mitoz=bölünme aktivitesi). Eskimiş hücrelerin temizliği anlamına gelen apoptozisi azatır. Apoptozis olmazsa, yaşlanmış veya bozulmuş hücreler temizlenemez. Mesela Alzheimer, bozulmuş protein yapılarının hücrelerden temizlenememesidir. Eklem, damar, cilt, beyin, iç organlar ( yağlı karaciğer, sızdıran bağırsak ) vs bunların hepsi apoptoz ile temizlenememenin etkili olduğu hastalıklardır.Yaşlanmanın kendisi azalmış apoptoz ile uyduruk hücrelere mecburen fit olma halimizdir. (senesens)

İGF-I, her tür çoğalmayı arttırır. Fibroz, fibroadenom, miyom, polip en kolay akla gelenlerdir. Ancak bu iyi huylu çoğalmalar dışında kötü huylu çoğalmalar da hayatımız boyunca bizim için hep büyük tehdittir.

IGF-I ve kanser

Kanser hastaları ve kandaki İGF-İ yüksekliği ile çok sayıda çalışma yapılmıştır. Birkaçından bahsedelim:

Meme kanseri olgularında İGF-İ reseptörü bakılmış. Çalışmadaki olguların %90’ında bu reseptör pozitif çıkmış. Oysa HER2 denen ve östrojene hassaslığı anlatan reseptör tüm meme kanserlerinde sadece %20-25 oranda kişide pozitif çıkar. Aslında tedavide HER2 reseptörünü bloke etmek yanında veya yerine İGF-IReseptörünü bloke temeli miyiz, sorusu sorulmuş.

23.000 bin kişilik bir başka çalışmada, süt ürünü hiç kullamayan kişilere bakılmış. Laktoz intoleransları sebebiyle hiç süt ürünü kullanmayan bu grupta, Akciğer kanseri %45, meme kanser %21, over kanser %39 daha düşük bulunmuş.

Çalışmalar , İGF-I in kandaki yüksekliğinin, kanserdeki metastazı arttırdığını göstermiş. Aynı zamanda tümör anjiogenezi denen, tümörü besleyecek kan damar miktarının artması durumu da daha fazla bulunmuş . Yine çalışmalar İGF-I yüksekliğinin kemoterapiye direnç sağladığını göstermiş.

Demek ki İGF-I in fazlasından kaçacağız.

İGF-I i ne artırır?

İGF-I in insüline benzer olduğunu biliyoruz. İnsülini artıran her şey onu da arttırır. Yani; basit karbonhidratlı beslenme.

Sütün içinde İGF-I olduğunu biliyoruz. Süt ürünlerininden özellikle sütün kendisi.

Hayvan büyüklüğü mantığıyla, cüssesi bizden büyük hayvanların sütünün daha çok büyüme faktörleri içermesi sebebiyle inek sütü.

İneklerin cüsseleri harici, çiftlikte hormon ile beslenmeleri ile süte geçen büyüme faktörünün artması. Kesi ineklerinin kasları için de büyüme hormonu kullanıyor olabilir. Doğal olmayan üretme çiftlikleri tüm hayvanlar için sorun. Ama konumuz süt ve süt ürünleri olduğu için, sadece burada kalalım.

Sütün kendisi yerine , kefir içmek , inek sütünden dahi yapılsa yeğdir. Peynir grubunu  da süt ürünü olarak görmeliyiz. Burada lor peyniri en güvenilir olandır. Tereyağ ve sade yağ da kullanılabilir.

Konunun özü, süt içmek ‘hücreleri ‘ gereksiz büyütebilir. Süt yerine kefir, lor, tereyağ ve belki ev yoğurdu kullanılabilir. Ancak , kanser geçirmiş kişilerin, süt ürünlerini tamamen bırakmaları uygun olabilir. Ben laktozsuz süt içemeyi de anlamlı bulmuyorum.

Hücreler nazik dengelerde hareket ediyorlar. Çoğal ( mitoz) ya da azal (apoptoz) dengesinden hangisi baskınlaşırsa o tarafa hareket ediyorlar. Biz azal-apoptoz emrini de nasıl arttıracağımıza bakarsak, cevabın, gece uzun açlıklarda, karbonhidrat ve proteinin azaltıldığı bitkisel beslenmede ve kaliteli bir uykuda buluyoruz.

Sağlığınız çoğalsın, hastalıklarınız azalsın.

(Bu yazı sadece IGF-I açısından yazılmıştır. Süt ürünleri tüketimi ilgili ile merak edilen diğer konular başka yazının konusu olacaktır)